
Alışkanlık Döngüsü
Klasik koşullamayı kendi üzerimizde nasıl kullanabiliriz
Geçtiğimiz hafta günlerimize maksimum 10 dakikamızı alacak bir alışkanlık katmayı konuşmuştuk. Bunun olabildiğince kolay bir şey olması gerektiğini söylemiştim. İlk itiraf benden gelsin, bunu yapamadım. Kendim için on dakikalık bir alışkanlık seçmeyi erteledim ve göz açıp kapayıncaya kadar bir hafta geçti. Ertelemek üzerine belki birkaç hafta konuşabiliriz çünkü eminim ki birçoğumuzun derdi bu. En iyisi, en ideali, en doğrusu … olsun derken esas meseleyi kaçırıyoruz.
Fakat bugün alışkanlık döngüsünden bahsedeceğiz. Alışkanlıklar için otomatik davranışlar demiştik ama bu davranışların otomatikleşmesi nasıl oluyor?

Hayatta Kalma Yanılgısı
Neden başarı hikayeleri, hikayenin tamamı değil
Üç haftalık bir hazırlıktan sonra nihayet adım atmayı konuşacağız. Aslında bu haftaya kadar yaptıklarımız hazırlıktan da öte, kendimizi tanımak, neyi neden yaptığımızı bilmek, zaten kısıtlı olan enerjimizi nereye neden aktaracağımızı seçmek için bir temel oluşturmak amacı taşıyordu. Yalnızca şunu unutmayın, kendimizi tanıma süreci oldu bittiye gelmiyor, hayat boyu neyi neden yaptığımızı tartmaya devam etmemiz gerekiyor. Otomatik pilotta yaşayıp hayatın bizi sürüklediği yere gitmek evet konforlu ama konfor tatmin edici bir hayat anlamına gelmiyor.
Alışkanlıklar, muntazaman tekrarladığımız davranışlar, iyisiyle kötüsüyle. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak da bir alışkanlık, akşam yatmadan önce dişimizi fırçalamak da. Zihinsel yükü azaltan, biraz da olsa otomatik pilot konforu yaşatan, bir sonraki adımınızı planlamaktan sizi azat eden birtakım davranışlar. Bizi vezir de eden, rezil de eden alışkanlıklarımız.
Hedeflerden Daha Önemli Bir Şey Var
Neden saat beşte kalkmalıyız
Geçen hafta bir ödev vermiştim (sürpriz, burada ödev de veriyorum), sizden nasıl biri olmak istediğinizi hayal etmenizi ve sonra dönüp bu hayali hunharca didiklemenizi istemiştim. Bu kişi gerçekten benim olmak istediğim kişi mi yoksa dışarıdan üzerime emanet gibi giydiğim birtakım özellikler kümesi mi? Neden bu kişi olmak istiyorum?
Bunu ayırt etmenin kolay olmadığını biliyorum. Bir haftada halledilip bitirilecek bir mevzu kesinlikle değil. Yani kötü haber, eğer ödevi tamamladığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ama eğer şöyle bir liste oluşturup, yazdığınız maddelere kısık gözlerle bakma teşebbüsünde bulunduysanız tebrikler! En azından kendi idealinizle dışarının beklentileri arasındaki uyumsuzluk ihtimalini kabul etmişsiniz demektir ve bu da akıntının götürdüğü yere değil, kendi istediğiniz yere doğru kulaç atmanın başlangıcı değil de nedir?

Nasıl Biri Olmak İstiyorum, Neden?
Değişim motivasyonunun filizlendiği nokta burası.
Dönüşüm yolculuğumuzda cevaplanması en önemli sorulardan biri bu. Nasıl biri olmak istiyorum? Hayatımda nelerin değişmesini istiyorum? Ve neden bunları istiyorum?
Bu soruların cevabı, ilerleyen sürecimizde çok temel bir yer edinecek. Çünkü değişim motivasyonunun filizlendiği nokta burası. İdealimde bir ben var ve bir de halihazırdaki ben var. Bizde değişim isteği uyandıracak olan şey aradaki bu uyumsuzluk.

%1 Daha İyi
Bugünümüz dünümüzden iyi olsun
Atomik Alışkanlıklar kitabını uzun zamandır merak ediyor ve okumak istiyordum çünkü alışkanlık kazanma, istikrarlı olma, rutin oluşturma gibi konularla yıllardır uğraşıyorum. Kendimi bildim bileli bu konu hakkında araştırmalar, okumalar, kendi üzerimde deneyler yapıyorum. Hatta dört beş yıl önce bloğumda “irade terbiyesi” adını koyduğum projemi hafta hafta güncellediğim yazılar yazıyordum. Hayatımın projesiydi bu. Anlık zevklerin, sonsuz dikkat dağıtıcıların her an her yerde olduğu günümüzde en büyük dertlerimden biri “bir düzen oturtamamak”tı. Sosyal medyada fazlaca geçirdiğim vakit, sürekli oturduğum hareketsiz bir yaşam tarzı, okumak istediğim, öğrenmek istediğim onca şeye rağmen irademi bir türlü bunları yapmaya ikna edemeyişim ve değiştirmek istediğim birtakım alışkanlıklarım vardı. Şimdi yok mu? Oraya birazdan geleceğim.

Bolu'da Sanat Terapisi Atölyesi
Farkındalık dolu bu atölyeyi kaçırmayın
Bolu’nun huzur dolu doğasında, meşe ormanının içinde gerçekleştirdiğimiz sanat ve terapi atölyemizde unutulmaz bir deneyim yaşadık. Bu atölyemiz, uzman klinik psikolog eşliğinde Kabul ve Kararlılık Terapisi’nin (ACT) temel ilkelerini yaratıcı sanat etkinlikleriyle birleştirerek katılımcılara içsel bir yolculuk sunuyor.
Atölye Tarihi
Birinci Oturum: 27 Temmuz 11.00 - 13.00
İkinci Oturum: 27 Temmuz 14.00 - 15.30
Üçüncü Oturum: 28 Temmuz 11.00 - 12.

İnsanın Kendi Hapishanesi
Hayat, düze çıkılan bir yer mi?
Şu sınavı atlatayım, şu mülakatı geçeyim, şu tezi savunayım bir... Sonra düze çıkacağım. Hayat, düze çıkılan bir yer mi yoksa dağlarla tepelerle, obruklarla, çukurlarla, mağaralarla dolu bir yer, tabiri caizse tüm iniş ve çıkışlarıyla bir rollercoaster mı? Hayatta mutlu olmak zorunda değiliz, hayat bir mutluluk arayışı değildir düşüncesinin bizi özgürleştirdiği doğru, ama zaman zaman karamsarlaşmamızda da etkisi olduğunu hissediyorum, belki de böyle olması gerekiyordur.
Güvenlik duygusuna zarar veren bazı kırılmalar insanın anlam dünyasında zelzeleye sebep olur diyor varoluşçular. Bir zamanlar hayatın anlamına dair düşünme ihtiyacı hissetmeden mutlu mesut yaşarken (doğrusu, arka planda güp güp atan bu soruları cevaplamayı günlük meşgalelerle ertelerken) artık bu sorulara cevap aramaktan başka bir çare kalmaz. Bu görevi layığıyla tamamlayabilecek miyiz? Yoksa anlamsızlık denizinde kulaç atmaya devam mı edeceğiz?

Hüzün Olimpiyatları
Neler neler yaşayanlar var, benimki de dert mi?
Neler neler yaşayanlar var, benimki de dert mi? Benim bu kadar üzülmemem gerekiyor, diğer insanlar neler yaşıyor yine de hayatlarına ne güzel devam ediyorlar. Ben ufacık şeylerden depresyonlara giriyorum, şükretmem gerek..
Hüzün olimpiyatlarına hoş geldiniz. Açılışı iç konuşmalarla yaptık bir de dış konuşmalara geçelim.
Bunu mu dert ediyorsun, aman ya boşver haline şükret, sağlığın yerinde, elin ayağın tutuyor. Ya o değil de geçen haberlerde çıktı yaşlı kadını çocukları bırakmış, parası pulu yok, ev sahibi evden atmış... Sen de gelmiş burada nelerden bahsediyorsun.

Gelişim Zihniyeti
Gelişim zihniyeti sabit zihniyete karşı
Merhaba sevgili okurlar. Bugün size oldukça basit ama bir o kadar da faydalı bir konudan bahsedeceğim. Bu meseleyi öğrendikten sonra benim kendime ve başkalarına karşı bakış açım oldukça değişti. Umarım bugün öğrendikleriniz sizin için de olumlu değişimlere vesile olur. Konumuz zihniyet. Yabancıların dediği şekliyle “mindset”. Zihniyetten kasıt hayattaki başarılarımıza ve başarısızlıklarımıza nasıl bir pencereden baktığımız. Hepimizin başarısızlıklara tepkisi farklı farklı.