
Hayatta Kalma Yanılgısı
Neden başarı hikayeleri, hikayenin tamamı değil
Üç haftalık bir hazırlıktan sonra nihayet adım atmayı konuşacağız. Aslında bu haftaya kadar yaptıklarımız hazırlıktan da öte, kendimizi tanımak, neyi neden yaptığımızı bilmek, zaten kısıtlı olan enerjimizi nereye neden aktaracağımızı seçmek için bir temel oluşturmak amacı taşıyordu. Yalnızca şunu unutmayın, kendimizi tanıma süreci oldu bittiye gelmiyor, hayat boyu neyi neden yaptığımızı tartmaya devam etmemiz gerekiyor. Otomatik pilotta yaşayıp hayatın bizi sürüklediği yere gitmek evet konforlu ama konfor tatmin edici bir hayat anlamına gelmiyor.
Alışkanlıklar, muntazaman tekrarladığımız davranışlar, iyisiyle kötüsüyle. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakmak da bir alışkanlık, akşam yatmadan önce dişimizi fırçalamak da. Zihinsel yükü azaltan, biraz da olsa otomatik pilot konforu yaşatan, bir sonraki adımınızı planlamaktan sizi azat eden birtakım davranışlar. Bizi vezir de eden, rezil de eden alışkanlıklarımız. Olmak istediğimiz kişiye bizi yaklaştıracak veya bizi oradan uzaklaştıracak olan, davranışlarımız.
Ama ben eminim ki siz zaten alışkanlıkların önemini biliyorsunuz, defalarca da alışkanlık oluşturmaya, kötü alışkanlıklarınızı kırmaya çalıştınız ve yine tahmin ediyorum ki başarısız oldunuz. Aşağıdaki grafiğin size tanıdık geleceğini düşünüyorum.

Bu hafta kendimize yalnızca tek bir alışkanlık belirleyeceğiz. Ama bundan daha önemlisi, önceki teşebbüslerimize bakacağız. Neler yolunda gitmemişti? Konumuzla alakalı survivorship bias (hayatta kalma yanılgısı) diye bir kavram var. İkinci dünya savaşı sırasında birçok savaş uçağı göreve gönderiliyor ve bazıları geri dönemezken bazıları hasarlı şekilde geri dönüyor. Araştırmacılar geri dönebilen uçakları inceliyor, nasıl bu uçakları güçlendirebiliriz gibi bir soruyla işe koyuluyorlar. Yaptıkları şey kulağa çok makul geliyor, diyorlar ki biz bu uçakların en çok darbe alan yerlerine bakalım ve bu kısımları güçlendirelim, çünkü öyle ya bir çatışma sırasında en fazla mermi deliği olan yer, en fazla hasar alan yer ve buraları güçlendirmek savaş başarısını artıracaktır.
Ama hesaba katılması gereken nokta şu, eğer uçak aldığı hasarlara rağmen geri dönebildiyse uçak için hayati noktalardan darbe almamış demek oluyor. Yani aslında uçağın asıl güçlendirilmesi gereken kritik noktaları hasar aldığında zaten o uçak geri dönemiyor.

Asıl bakmamız gereken, düşen uçaklar. Ki hangi noktaların güçlendirilmesinin gerektiği bilgisini asıl onlardan alabiliriz. Zaten geri dönebilmiş uçakların hasar aldıkları yerler demek ki hayati değilmiş ki geri dönebilmişler, buraları boşu boşuna güçlendirmenin bir manası var mı gerçekten?

Karikatürün çevirisi: Kim size ne derse desin, piyango bileti almaktan asla vazgeçmeyin. Ben defalarca başarısız oldum, ekstra işler yaptım ve paramı biletlere döktüm. Ve işte şimdi, eğer emeğinizi koyarsanız karşılığını alacağınızın ispatı olarak karşınızdayım. (Başarılı insanlar tarafından verilen tüm ilham verici konuşmalara hayatta kalma yanılgısı hakkında bir uyarı ile başlanmalı.) Kaynak: xkcd.com
Yalnızca başarı hikayelerine bakmak, hayatta kalma yanılgısını da beraberinde getiriyor. Sonuca varabilmek için elimizde yeterli veri yok. Yalnızca başarabilen insanları dinliyoruz. Bir onlar kadar (ve hatta daha fazla) deneyip, teşebbüs edip başaramayanlar (tabiri caizse düşen uçaklar) var. Ve biz bu başaramayan insanların en fazla nereden darbe aldığını öğrenemiyoruz. Çünkü insanlar başarısızlıklarını başarının aksine öyle alenen de paylaşmıyor.
Anlayacağınız, iş başa düşüyor. Bizim düşen uçakların enkazına bakmamız gerekiyor. Nerelerde hata yaptık? Neler işe yaramadı? En çok nerelerden darbe aldık? Belki bu başarısızlıklarımızı paylaşabildiğimiz bir ortama ihtiyacımız vardır. Tek düşen uçağın kendi uçağımız olmadığını da bilme ihtiyacımız.
Kendi düşen uçaklarımdan birini geçen hafta paylaşmıştım. Sabah beşte kalkma mevzusunu başaramadım çünkü
- Değerlerimle ilişkisini kuramadım.
- Muhtemelen genetik yatkınlığıma aykırıydı (gececi, sabahçı olmanın genetik bir yanı var)
- Otantik benliğime dair değil, dışarıdan gelen bir alışkanlıktı
- İstisnalar, uyuyakaldığım günler sebebiyle ya hep ya hiç zihniyetiyle kendime güvenim kırıldı
- Yalnızca motivasyona bel bağlamıştım, motivasyonum azalınca devam ettiremedim
- Bu işe tek başıma koyuldum, hesap vereceğim, sorumlu hissettiğim biri yoktu
- Hayal kırıklığı vadisindeyken erken kalkmanın götürüsü getirisinden daha fazlaydı ve sabrım tükenmişti
Bu hafta önceki teşebbüslerinizde nelerin yanlış gittiğinin bir listesini çıkarın. Hatalarımız, onlardan ders almak adına harika birer kaynak. Einstein’a atfedilen bir cümle var, belki duymuşsunuzdur: “Tekrar tekrar aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek çılgınlıktır.” Eh, haklılık payı yok değil. Bu sefer farklı bir şeyler yapalım.
Peki nereden başlayacağız? Çok ufak, küçük bir şeyden. Mümkünse günde en fazla on dakikanızı alsın. Erken kalkmaksa mesela, her zaman uyandığınızdan 10 dakika erken kalkın. Kitap okumaksa 10 dakikalık bir okuma. Temizlik yapmaksa 10 dakika.
Neler olacağını öngörüyorum? Bazı günler 10 dakikayı aşacaksınız. Kitabı elinizden bırakmayacaksınız, yalnızca bir odayı süpürecekken tüm evi temizliğe koyulacaksınız. Veya tek bir alışkanlık kazanmak için çıktığınız bu yolda gaza gelip listenize beş on tane maddeyi aynı anda koyacaksınız.
Bunların hiçbiri tek başına bir sorun değil ama eğer kendinize 10 dakika dedikten sonra nasılsa fazlasını yaparım deyip bunu 1 saate çıkarırsanız geçmiş olsun, sandığınızdan daha zekisiniz, kendinizi kandırmaya devam edemeyeceksiniz ve isyan bayrakları çekilecek. Eminim hatalar listesinde buna benzer maddeleriniz vardır:
- Bir anda bir sürü şey yapmaya çalıştım ve iflas ettim
- Kendimi on dakika diye kandırmıştım ama içten içe bir saatlik bir zaman ayırmam gerekiyor gibi hissediyordum, gözümde büyüdü.
O yüzden prodüksiyonu büyütmüyoruz. Bizim için kolay, kısa, ulaşılabilir bir alışkanlıkla yola başlıyoruz. Bir trenin duraktan çıkışı gibi, önce ağır ağır harekete geçeceğiz, sonra hızlanacağız. Hızımızı alabilmek için bir süre böyle sürdürmemiz gerekiyor.
10 dakikalık bir alışkanlığın ne gibi faydası olabilir?
- Yapmaya değer her şey hiç yapmamaktansa yarım yamalak yapmaya da değerdir (zihniyetimizi sonuçtan sürece çekeceğiz).
- Düzen oturtabildiğimize dair özgüven kazanacağız.
- Bu 10 dakikalık alışkanlığı sağlamlaştırdıktan sonra onu bir kanca gibi kullanıp sağına soluna yöresine çevresine başka alışkanlıklar ekleyeceğiz (hemen değil, aman).
- Dünkü hiçbir şey yapmayan halimizden daha iyi olacağız (%1’lik artışın nasıl bir şey olduğunu hatırlayın)
- “Ya hep ya hiç” mantığını kıracağız. (Ya güne sporla başlayıp, üç saat kitap okuyup, bir tablo bitirip, iki saat ders çalışırım ve tüm gün sağlıklı beslenirim ya da tüm gün sosyal medyada vakit öldürüp ekmek arası kızarmış makarna yerim.)
Evet sevgili dostlar, bugün hayatta kalma yanılgısını ve ufak adımlarla başlamanın önemini konuştuk. Bu haftaki ödeviniz hatalarınızın bir listesini çıkarmak ve yeni alışkanlık kazanma sürecinde bunlardan faydalanmak.
Ve son ödeviniz, kendinize en fazla on dakikanızı alacak bir alışkanlık seçmek ve uygulamaya geçirmek. Vira bismillah!