Makalenin resmi.

Hedeflerden Daha Önemli Bir Şey Var

Neden saat beşte kalkmalıyız

Geçen hafta bir ödev vermiştim (sürpriz, burada ödev de veriyorum), sizden nasıl biri olmak istediğinizi hayal etmenizi ve sonra dönüp bu hayali hunharca didiklemenizi istemiştim. Bu kişi gerçekten benim olmak istediğim kişi mi yoksa dışarıdan üzerime emanet gibi giydiğim birtakım özellikler kümesi mi? Neden bu kişi olmak istiyorum?

Bunu ayırt etmenin kolay olmadığını biliyorum. Bir haftada halledilip bitirilecek bir mevzu kesinlikle değil. Yani kötü haber, eğer ödevi tamamladığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Ama eğer şöyle bir liste oluşturup, yazdığınız maddelere kısık gözlerle bakma teşebbüsünde bulunduysanız tebrikler! En azından kendi idealinizle dışarının beklentileri arasındaki uyumsuzluk ihtimalini kabul etmişsiniz demektir ve bu da akıntının götürdüğü yere değil, kendi istediğiniz yere doğru kulaç atmanın başlangıcı değil de nedir?

Bu arada ara ara şunu hatırlatmak istiyorum, yalnızca konuşmak, yalnızca okumak hayatınızda umduğunuz değişikliği sağlamayabilir. Elbette haftalık okumalar yapmak harika, burada psikolojiden felsefeye birçok şey konuşacağız ama okuduklarınızın hayatınızda dişe dokunur etkisini görmek için harekete geçmenizi isteyeceğim. Bunu adına ödev dediğim ama aslında tamamıyla uygulamaya yönelik tavsiyelerle sizlere hatırlatacağım. Önce hareket, sonra bereket.

Sonbaharda ağaçlar yapraklarını tazelenmek üzere döküyor, yazın rehaveti sona ermiş, bizde de şöyle bir sarsılıp yenilenme arzusu doğuyor. Belki bir iki teşebbüste bulunuyoruz belki yalnızca istek düzeyinde kalıyor, sonra kış geliyor ve miladi takvim yılının miadı doluyor. İşte, bundan güzel fırsat mı var, gelsin yeni yıl hedefleri. Elimizi de hiç korkak alıştırmıyoruz hani, bu listenin zorluğu yarınki benim sorunu, şu anki ben bu listeyi yazarak dopamin salgılıyor. Evet, beynimiz bu listedekileri tamamladığını düşünüp (ya da bunun beklentisiyle) dopamin salgılıyor ve kendimizi iyi hissediyoruz. (Ve çizgiler yıl sonundaki düzeltmelerimiz:)

  • Yıl sonuna kadar 50 000 lira biriktir.
  • 10 kilo ver.
  • 40 kitap oku.
  • Her sabah beşte kalk.

Hedef tuzağına düşmeden önce durun, bir soluklanın. Siz herkes gibi değilsiniz. Bu yolda daha bilinçli olmak, daha kökten değişiklikler yapmak peşindesiniz. Elbette bir hedef koyup üzerine bir çizgi atmak istemek güzel bir şey. Yılda kırk kitap okumak kötü bir hedef mi? Ya da her sabah beşte kalkmak? Kışın teheccüd bile kılınır o saatte.

Eğer hedefi hayatımızdaki daha büyük, daha derin bir anlama bağlamadıysak, tek amacımız “başarı”ysa orada muhakkak bir boşluk olacak. Ya hedefe ulaşma yolunda takatimiz hemen kesilecek ya da hedefe ulaştıktan sonra o anlamın eksikliğini iliklerimizde duyacağız ve içimizde şaşkın bir “ee şimdi ne olacak” sorusu olacak.

Hayatımızdaki daha derin anlama nereden ulaşacağız? Aslında bizim değerlerimiz bu anlamı oluşturuyor.

Hadi, şu sabah beşte kalkma meselesi üzerinden konuşalım. Benim kronotipim gececi (konudan biraz bağımsız ama her insanın daha verimli olduğu saat kişiden kişiye değişiyor ve bunun genetik bir yanı da var), beş benim ancak yatma saatim olabilir, bunu uyanma saatim yapmak kendime işkenceden başka bir anlama gelmez. Ama sosyal medyada, hatta kişisel gelişim kitaplarında, ilham veren insanların güne erken başladıklarını duyuyoruz. Ben de bu hakim söylemin etkisine kapılıp vakti zamanında beşte kalkmaya teşebbüs ettim. Sanıyorum şöyle bir üç hafta filan sürdü, en fazla bir ay sürmüştür. Şimdi bu hedefin altındaki nedenleri sorgulamaya başlıyoruz.

  • Neden beşte kalkmak istiyorsun?

  • Çünkü başarılı insanlar erken kalkar. (Şüpheli bir genelleme ama şimdilik kabul edelim)

  • Neden başarılı olmak istiyorsun?

  • İyi işler başarmak istiyorum.

  • Ne gibi iyi işler? Erken kalkıp ne yapacaksın?

  • Koşuya çıkacağım.

  • Neden koşacaksın?

  • Kondisyonumu geliştirmek için.

  • Neden?

Burada bir değere ulaşamıyoruz gördüğünüz gibi. Kafam karmakarışık, iyi işler başarmak diyorum sonra spor yapacağım diyorum… Belli ki dışarının etkisinde kalmışım, beşte uyanmak benim bir değerimle hakiki manada ilişkili değil.

Beşte uyanmayı kendi değeriyle ilişkilendirecek biri nasıl cevaplayabilirdi?

  • Neden beşte uyanmak istiyorsun?

  • Sabahın ilk saatlerinde, etraf bana kalmışken sakince vakit geçirmek istiyorum.

  • Neden, ne yapacaksın?

  • O saatler çok dingin geliyor, ibadetlerime kendimi verebiliyorum (maneviyat), dahası oturup günümü planlayabiliyorum (düzen), kendimle baş başa kalabiliyorum (özbakım), zihnim daha açık oluyor, daha iyi odaklanıp kitap da okuyabiliyorum (kişisel gelişim).

  • Neden?

  • Bunları yapmak bana iyi geliyor, hayatımı bir doğrultuda hissediyorum.

Gördüğünüz gibi tamamen değer odaklı bir ilişkilendirme kuruyor bu hayali arkadaşımız.

Hedeflerden önce değerlerimizi belirlememiz gerekiyor. Hedeflerin üzerine bir çizgi attığımızda o boşluğa düşmek istemiyorsak değerlerimizle bağlarını kurmamız gerekiyor. Size kolaylık olsun diye bir değerler listesi gönderiyorum. Bu listeyi sanatla terapi atölyelerimiz için hazırlamıştım. İsterseniz bir yere kaydedin, isterseniz çıktısını alın, ama muhakkak bir göz atın. Sonunda bir de hayatın farklı yönleri için farklı değerlerimizi keşfetmeye yönlendiren bir tablo göreceksiniz. Bu hafta size elim kolum dolu hediyelerle geldim.

Ve böylece bu haftanın ödevine geçiyoruz. Olmak istediğiniz kişiyi de düşünerek yukarıdaki belgeden yardım alarak değerlerinizi belirleyin. İngilizce bilenler için bir websitesi linki vereceğim, bilmeyenler de çeviri yardımıyla soruları okuyup cevaplandırabilir. Sorulara verdiğiniz cevaplara göre değerlerinizi buluyor, buradan ufak bir yardım alabilirsiniz. https://www.values.guide/

Haftaya görüşmek üzere. Ödevlerinizi yapın, kendinize iyi bakın.

Emre Ergin tarafından, aşk ile yapılmıştır.